Şiddet - Esrime - Sağaltım
Bu yazıda, müziğin, ve özelinde metal müziğin vasıflarını açıyoruz. Bu vasıfları ve vasıflara dair meseleleri “şiddet”, “sağaltım” ve “esrime” bağlamında gösteriyoruz. Bu bağlam itibariyle, “underground” olarak görülen “Metal müzik”in insanın dışavurum temayüllerini ihtiva ediş biçimlerine işaret ederek, dinleyicilerine nasıl tesir ettiğini açık etmeye çalışıyoruz.Öncelikle müzik hakkında genel bir açıklama yapalım.
Müzik sözcüğü Grekçe asıllıdır. Müzik, eski tabirle mûsıkî, Zeus ile hafıza tanrıçası Mnemosyne’nin dokuz gece süren ilişkilerinden doğan dokuz ilham perisi olan “mousa’lar” adından gelir. Hesiodos bu hususu “tanrıların doğuşu” diye Türkçeye çevrilen, “Theogonia”nın hemen başında anlatır. Theogonia, theos-thea ve genesis sözcüklerinden mürekkeptir. Genesis; oluşum, doğum, yaratılış, geliş anlamlarına gelen bir sözcüktür. Heisodos tanrıların (theoi) genesis’ini (doğumunu) anlatmaya, Mousa’lara seslenmek suretiyle başlar; yani kendisine bu işin açılması için ilham perileri denilen Mousa’lara seslenir. Sonra da Khaos’la başlayan hikayeyi anlatır.
Mousa’ların annesi Mnemosyne’dir. Bu nedenle musıkî, hafıza kavramı etrafında incelenmesi gereken bir sözcüktür. Musıkinin hafıza kavramıyla beraber düşünülmesi, “hatırlamak” fiilini dikkate almayı gerektirir.
Bu açıdan Hesiodos’un “theogonia”sı ilgi çekicidir.
Ayrıca belirtelim, söz konusu metnin işi Khaos’tan başlatması da bazı açılardan önemlidir. Kaos, “düzensizlik” olarak anlaşılır. Ancak bu sözcük “boşluk, uçurum ve yarık” gibi anlamlara da gelir. Genesis (doğum) ile beraber düşünüldüğünde Khaos, kadın vajinal bölgesini andırır. Yani “yarık’tan doğum’u”.
Bu anlamıyla genesis, aynı zamanda bir tiyatronun açılışı gibidir. Yarıktan doğarak gelenler, mesela tanrılar, sahnede fiil teşkil ederler, bu anlamda.
Mousa’lar, söz konusu Grek tanrıları tiyatrosunda, babasının erbezini (testis) kesen Kronos’un oğlu meşhur Zeus’un karılarından Mnemosyne’nin kızlarıdır. Kronos hem ad benzerliği hem de mana itibariyle zaman anlamındaki “khronos” olarak da kabul edilir. Müziğin esasen bir zaman meselesi olduğunu bu açıdan dikkate almak ve mitoloji okumasını buna göre aydınlatabilmek mümkündür.
Ancak belirtelim, Grek mitolojisi farklı kültürlerin mitolojisine nazaran bir çok açıdan yüzeyselleştirilmiş bir mitolojidir. Bu noktaya dikkat edilmelidir.
Zeus’un, bir çok Hint-Avrupa dilinde de yaklaşık olarak benzerlerinin olduğu gibi, Latince tek başına tanrı anlamına gelen “Deus” sözcüğüyle alakası dikkate alınmalıdır. Bu noktaları daha fazla açmayacağız.
Müzik; zaman, ses teşkili ve ahenk kavramları esasında müteşekkildir. Bu nedenle müziğin varlığı bir enstrümana veya bu anlamda bir organona bağlı değildir. Yeryüzünün her yerinde çok eski zamanlara kadar uzanan şekilde, müzikle ilgi başlangıç kalıntıları bulmak mümkündür. Ancak,mahiyeti gereği müzik, esasen kronolojiye de aşkın yerlerden başlar. Bu noktaları da açmayacağız.
Türkçe’de müzik yerine, “işitmek” anlamına gelen “semai” sözcüğü de kullanılır. “Semai” üzerinden ve esasen Türk musıkisini teşkil eden “usûl” ve makâm” esasında müziği inceleyen, kronolojiye aşkın olmakla ne kastettiğimizi daha iyi anlayabilir. Kronolojiye aşkın bir şeyin kronolojik bir kesitte belirmesi sebebiyle onu o kesitin kaydı altında, yani o zamana aid olarak görmemek gerekir.Tarih ve zaman kavramlarıyla alakalı olan bu hususlara da maalesef burada giremiyoruz. Müzik, kendi mahiyeti gereği kronolojiye aşkındır; ancak müzik aid olduğu isme nisbetle mizaç değişikliği gösterir; ve buna göre yüzeyselleşebilir veya derinleşebilir.
Dünyada köklü müzik kültürlerinden biri Batı’ya aittir. Ancak Batı müziği bir çok açıdan musıkiye mahsus derinliği kaybetmiş ve aid olduğu yere göre mizacında daralma göstermiştir. Bunları, ayrıntısına girmeden söylüyoruz. Metal müzik, söz konusu gelenekten doğmuş bir müzik türüdür.
Metal müziğin ilk örneklerine 19. asrın ortalarında rastlanır. Yakın dönem bir çok müzik türünün ortaya çıkışına benzer şekilde, metal müzik de, kendini ortaya çıkaran geleneğin esaslarına yaslanır. Bu sebeble, esas itibariyle kuşatıcı ve “yeni” değildir.
Metal müzik, ekseriyetle, ritm olarak bateri, elektronik bas gitar, elektronik gitar ve vokal terkibinden oluşur. Bu terkip, icra esnasında “elektronik cihaz”lar kullanılarak ses olarak yükseltilir. Zira “elektro gitar”, “bas gitar” gibi enstrümanlar, “akustik” icra için uygun değildir, ses şiddeti açısından çok zayıftır. Bu sebeple, “vokal” ve “bateri”, genellikle “mikrofonlanır”. Elektro ve bas gitar sinyalleri, “yükseltici” tarafından yükseltilir ve bir “hoparlör” tarafından dışarı verilir.
Bazı örneklerinde orkestral enstrümanlar ve elektronik klavye de duyurulur. Karakterini, hassaten elektronik gitar’ın sesini değiştiren, “distortion” denilen “efekt” oluşturur. “Distortion”, kelime anlamıyla, “doğasını değiştirmek”, “bozunuma uğratmak” gibi anlamlar ihtiva eder. Genel itibariyle “distortion”, bir noktadan, diğer bir noktaya iletilen elektronik sinyalin üzerine “binen” istenmeyen “girişimler” için kullanılır. Bu “efekt”, elektronik gitarın sinyalini bir manada bozunuma uğratır. Bu bozunum, “sinyal”e, “timbre”, yani enstrümanın kendine has sesi harici “harmonik bileşen”ler ekler.
“Frekans”, Grek-Latin-Kilise diyarında “ses” ve “nağme”nin temel unsurunu oluşturur. “Distortion”, “ses”in “temel frekans”ının, üstüne “harmonik bileşen”lerini “pedal” da denilen bir vasıta ile bindirir. Bu vesileyle elektro gitar, “efekt” ve “yükseltici” vasıtasıyla daha “şiddetli”, “gür” ve bir yönüyle “bozuk” bir ses üretir. Metal müzik’in en temel vasfı bu noktadır.
Bahsi geçen “harmonik bileşenler”, “ses çokluğu” oluşturduğu için, “distortion efekt”i câri olduğu sırada elektro gitar’da ekseriyetle aynı anda çok fazla perde duyurulmaz. Zira “harmonik bileşen”ler aynı anda “birden çok temel frekans”a sahip olursa, “harmonik bileşen”ler üstüste binerek duyulan sesi “boğar”. Bu sebeple, ehlince “power chord” denilen, akorun “birinci (temel)” ve “beşinci (güçlü)” sesinin duyurulduğu teknik kullanılır. “Şarkı”nın “katar”ını, bateri ve bas ile beraber bu “power chord”lar oluşturur.
Metal müziğin ürünlerde alışıldık biçimde “şan” ve “vokal” teknikleri kullanıldığı gibi, aynı zamanda “şiddet”i çağrıştıran “brutal” ve “scream” gibi teknikler de kullanılır. “Brutal” kelimesi, “vahşi”, “zalim” gibi anlamlar ihtiva eder. Bu tür teknikte ağırlıklı olarak “pes” notalar duyurulur. “Scream” türü vokalde ise “tiz” sesler kullanılır. “Scream” kelime anlamıyla çığlık anlamına gelir ve duyum olarak da çığlığı andırır. Aşina olmayan kimseler için bu teknikler ziyadesiyle rahatsız edicidir.
Genel itibariyle “metal müzik”, “nağme” yapısıyla, kendisinin yeşerdiği alan olması bakımından, “rock” ve “blues” gibi, “bateri”, “bas”, “gitar” ve “vokal” içeren türlerden melodik olarak ayrışır. Bu ayrışmayı kelimenin manasını tam olarak karşılamasa dahi bir “daralma” olarak ifade edeceğiz. Fakat sunduğu “sağaltım” itibariyle, mevzubahis diğer türlerden duygu yoğunluğu bakımından “daha renkli” görülmektedir. “Sağaltım” konusunu daha detaylı açacağız.
Metal müzik icra eden topluluklar, mevzubahis müzik aletlerini birden çok kişi bir araya gelerek İngilizce kullanımıyla “band”, Türkçe kullanımıyla “grup” oluştururlar. Bu “grup”lar “yazdıkları” şarkılarda, “bateri” ve “bas gitar” şarkının ağırlıklı olarak ritmini oluştururken, “bas gitar”ın “perde” de ihtiva etmesi sebebiyle, “ritm” ile “melodi” arasında köprü kurar. “Elektro gitar” ise şarkının bazen “melodi”sini bazen ise “bas gitar”a benzer şekilde “riff” denilen “melodi tekrar”larıyla batı müziğinin ekseriyetinde kullanılan “vokal”e yahut “solo” başka bir enstrümana, bir “alan” sağlar.
“Metal müzik”in şarkı sözlerinin konuları, “ölüm”, “iblis”, “vahşet”, “nevroz”, “savaş”, “şiddet”, “isyan”, “seks” olabildiği gibi, kimi zaman “politika”, “mitoloji”, “romantizm” ve “psikoloji” çevresinde gezebilmektedir. Müziğin “sima”sı sözlerle “paralellik” arzeder.
Ehlinin aşina olduğu üzere, metal müzik “konser”lerinde, dinleyiciler müziğe zaman zaman “headbang” eylemi ile iştirak ederler. “Headbang”, icra edilen şarkının ritmine uygun olarak yapılan bir kafa hareketidir. “Şarkının ritm”ine göre, iştirak eden dinleyicler başlarını aşağı ve yukarı hareket ettirir, tabiri caizse “sallarlar”. Türkçe konuşulan coğrafyada bu eyleme “kafa sallamak” da denir. “Headbang” icra edeni bedenen ve zihnen “sarsacak” kadar şiddetli icra edilebilir.
Dinleyiciler arasında gözlemlenen bir diğer eylem ise “pogo”dur. “Pogo”, konserin önceden belirlenmemiş bir zamanında, dinleyicilerin kendi aralarında anlaşarak boş bir alan oluşturmasıyla başlar. Bu boş alanın etrafında karşılıklı mevzilenen dinleyiciler, bir anda birbirlerinin üstüne koşar ve çarpışırlar. “Pogo” bu çarpışma sonrası hemen son bulmaz, “pogo”ya iştirak eden dinleyiciler yorulana kadar, bir “itiş - kakış” yaşanır. Bu eylem, bir vechesiyle, evvel zaman savaşlarında mevziden düşman üstüne koşuşun taklididir. Bu bağlam vesilesiyle konuyu “şiddet”, “dışavurum” ve “sağaltım” ile incelemek mümkündür.
Menşei batı olan müzik biçimleri arasında, esası ve mahiyeti farklı olmasa dahi, metal müziğin, jazz, blues, klasik gibi türlerden dinleyici itibariyle ayrıştığını keskin bir şekilde tesbit etmek mümkündür. Blues, ve hassaten jazz ile klasik müzik, kısmen “entelektüel”, “elit” ve “incelmiş bir zevk”e hitab eder. Metal müzik, “anne” ve “baba”sından farklı olarak, “isyankâr”, “direkt”, “yıkıcı”, “sınır tanımaz” ve “şedid”dir. Bu manada büyük kardeşi “rock” müzik ile “kolkola yürür”ler. Fakat tekrar belirtelim, metal müziğin dinleyicide “dokunduğu” “yer”, “rock” müziğe nazaran “ben”ine daha yakın bir “yer”dedir.
Bu tesbitimizi delillendirelim. Metal müziğin “melodik yapısı”, “anne”, “baba” ve “kardeş” müzik türlerine kıyasla “güdük”tür. Zira, “thrash metal” icra eden “popüler topluluk”lardan biri olan “Slayer” (kâtleden), “melodik yapı” itibariyle tartışmaya mahal vermeyecek ölçüde zayıftır. Bunun örneklerini hususen “elektro gitar solo”larında görmek mümkündür. Bunu bir eleştiri nazarıyla söylemediğimizi belirtelim.
Metal müzikte, dinleyicilerini “ayartan” vasıfların “küçük” bir kısmını “melodi”si oluşturur. Aslolan “şarkı”ların “katar”ı ve “gider”idir. “Bateri” ve “bas gitar” bu “katar“ ve “gider”in “zemin”ini oluştururken “distortion” efektli “elektro gitar riff”leriyle beraber elde edilen “terkip”, “headbang” yapan “aktif bir dinleyici”yi, “esriklik” hâline sevk edebilir. “Bastırılmış şiddet”in “dışavurumu” ile “euphoric” deneyimler yaşatabilir.
Bu nazar ile “metal müzik icra eden topluluk”ların “konser”lerinin bir “ayin” taklidi olduğunu söylemek mümkündür.
Ayin meselesine başka bir yerde ayrıca temas edeceğiz. Ancak bu sözcükle ne kastettiğimizi, Anadolu Mayası’nın IV. Yazısına bakarak anlamak gerekir.
“Ayin”i yöneten bu “topluluk”, “dinleyici”lerin hâllerine vakıf değildir. Ancak burada anlaşılması gereken şey bu icraatlerin “temas” esasında olduğudur. Mesela bu müzisyenler, “temas” ettiği kişi adedince kendilerini “başarılı bir müzisyen” sayarlar.
Grek-Latin-Kilise diyarının “ayin”leri, “ayin”i “yöneten”in “ayin”e iştirak edene “temas”ı ile sağlanır. “Ayin yöneten” bir “rehber”, bir “yol gösteren” değildir, bu sebeple “yol”un “nihayet”inden habersizdir.
Bilgisi bulunmayan duygu, “kör”dür. Bahusus, “konser”lerin bu sebeple, “yığın” ve “nicelik” olarak “iştirak” eden kişi sayısı ile “ölç”ülmesinin sebebi de budur. “Ayin”ler, bu şekilde, Grek-Latin-Kilise diyarında “iştirak” edenlere, “kan’dırıcı sağaltım” sağlarlar.
Diğer “akraba” müzik türlerine kıyasla, “metal müzik”, “kan’dırıcı sağaltım”ı “orta yer”e getirme bakımından en mâhiri olmakla meşhurdur. Hünerini, “ayin”e “iştirak eden”lerin “beden”en de bu “ayin”e katılmasını sağlaması ile elde ettiğini, ve bu hususiyet ile “akraba” müzik türlerinden ayrıştığını belirtelim; “iştirak eden”, “hareketsiz” kalarak iştirak edemez. “İlkel kabile ayin”lerini “gözlemci” olarak “gözleyen”lerin dahi, “bedenen”, “tesir” altına girebildiklerini hatırlatalım.
Bu vesileyle, “metal müzik”in sadece bilinen haliyle “müzik”ten ibaret olmadığını görmüş oluyoruz.
“Metal müzik”i “genel” icra şekilleriyle ele aldığımızı, her “alt tür”ün her “örnek”inde bu tesbitlerin “her hususuyla” geçerli olmayacağını ifade ederek sözü nihayete bağlayalım.

