13 Kasım 2025Hermes - "İdris'in Adı" - 1
İdris'i konuşmaya kalktığın anda, tarihin kendine özgü dili seni hemen ele geçirir; çünkü kitaplar ondan suretsiz bir isim, birkaç satır, birkaç menkıbe devralmıştır, o kadar. Oysa suretsiz isim, asıl olanın sadece kıyafetidir; kıyafet değişir, beden değişir, çağ değişir ama asıl hâl, insanın içindeki en eski hâl, yerinden kımıldamaz. Bu yüzden Hermes diye çağırdıklarında da çağrılan aynı yüzdür, idris diye andıklarında da. Göğe yükseltilmiş peygamber, taş levhaların başına eğilmiş bilge, üç kere hikmetli diye anlatılan adam… hepsi, insanın kendi ilklik hâlini dışarıda görme ihtiyacının farklı kılıklarda bir ortaya çıkışıdır. Bu ilk yüz, insanın doğduğu anda yüzünü çevirdiği o görünmeyen yöne benzer; örneğin çocuk, gözlerini açtığı an anlar ki dünya ona ait değildir, ama ona verilmiştir. İşte İdris'in yüzünü görmeye çalışan insan, aslında kendi içindeki o ilk teslimiyet ile ilk direniş arasındaki gerilime de bakmaktadır. Bir tarafıyla yaşamak isteyen, bir tarafıyla bilmek isteyen, bir tarafıyla anlamak isteyen insanın arayışı. Ama anlamanın bedelini bilmez. İşte bu bilinmezlik, kadim anlatılara yöneltir bu insanı; o anlatılarda görünecek yüzlerin heosi de, kendi unutmuş olduğu yüzdür aslında. İdris de o yüzlerden biri.
Okumaya Devam Et